Safranbolu Lokumu

| 0 Yorum


Bindokuzyüzotuzdokuzda Karabük Demir Çelik Fabrikalarının kuruluş süreciyle birlikte gelen giden insan sayısının artması ticareti canlandırmış ve şekercilik gelişme dönemine başlamıştır. O yıllardaki tek şekerci olan Şekerci Osman işindeki ciddiyet, temizlik, lezzet, hileye başvurmaması ile büyük itibar kazanıyor. Daha sonra şekerciliğe başlayanlar uzun süre Şekerci Osman'a rakip olamıyorlar. Diğer şekerciler ürettikleri ürünlerini daha çok Safranbolu civarına vermek zorunda kalıyorlar. 1940'lı yıllarda Türkiye'ye Hindistan Cevizi ithal ediliyor ve Hindistan Cevizli lokum yapılıyor. O yıllarda herkes bu lokumu alamıyor. Fiyatı pahalı olduğundan ancak zenginler alabiliyor Hindistan Cevizli lokumu. Bu nedenle adına halk arasında "kürklü lokum" deniliyor. Lokum sanatı birkaç ustadan öğrenilmiştir. Değişik kaynaklardan ve değişik kişilerden aynı zaman dilimi içerisinde öğrenilen şeker, lokum, helva, yaprak helva, badem ezmesi, dondurma sanatları Safranbolu'da biraraya gelmiş ve gelişimini tamamlayarak günümüzdeki özgün şeklini almıştır. Safranbolu'da şekercilik sanatı üst seviyede olup yıllar içerisinden süzülerek gelen bu birikim günümüzde ünü yurt dışına taşmış marka olmuş şekercileri çıkarmıştır. ''ŞEKERCİ OSMAN NURİ'' Safranbolu'nun Ağaçkese köyünden, yine çok ünlü ''HACI BEKİR'' Safranbolu'ya komşu Kastamonu-Araç ilçesindendir.

Safranbolu'ya Davetlimizsiniz


Ayaklarınızın altında bir şarkı tutturacak olan Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda yürüdükçe ve başınızı kaldırıp sokağın iki yanında dizili, birbiriyle uyum, gördükleri güneş sayesinde günün her saatinde ışıklı bir gülümseme tutturmuş olan çok pencereli ve çok katlı ahşap evleri gördükçe; geçmişini bütünüyle günümüze kadar korumayı başarmış olan bu kenti gezdikçe Safranbolu’da olmaktan dolayı duyacağınız mutluluk hiçbir şeye denk olmayacaktır. Diyeceğim o ki hiç durmadan hazırlayın bavulunuzu ve hemen bir seyahat acentesine gidin ve alın bir bilet, çıkın yola. Bu güzelliklerden kimseyi mahrum etmeyin.Unutmayın daima sizleri bekliyoruz…

Safranbolu Evleri

| 0 Yorum


Safranbolu Evleri, yüzlerce yıllık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşlarıdır. İlçe merkezinde 18. ve 19.yy. ile 20.yy. başlarında yapılmış yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bu eserlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır. Evler Safranbolu´nun iki ayrı kesiminde gruplanmış durumdadır. Birincisi “Şehir” diye bilinen ve kışlık olarak kullanılan kesim, ikincisi “Bağlar” diye bilinen ve yazlık olarak kullanılan kesim. Şehir, yönetim merkezinin bulunduğu Kale, alışveriş merkezinin bulunduğu Çarşı, evlerin bulunduğu Akçasu, Gümüş, Musalla, Kalealtı ve Tabakhane semtlerinden oluşmaktadır. Bu kesim iklimin olumsuz etkilerine karşı korunmuş, alçak rakımlı iki vadinin içindedir. Burada evler birbirine yakın, sokaklar dardır. Bağlar birkaç yüz metre daha yüksekte, hava akımlarına açık ve daha geniş araziler üzerindedir. Hemen hemen herkesin bir kışlık bir de yazlık evi vardır. Yöre halkı kışın şehirdeki evinde yaşar ve yazın havaların ısınmasıyla Bağlardaki yazlık evine göçer. Ancak “Çarşı” üretim ve ticaret hayatı yazın da aynen sürer. Tüm evler kendilerine göre daha merkezi konumdaki kamu binalarına, dini yapılara ve anıt eserlere dönüktür. Hangi evden bakılırsa bakılsın manzara kapanmaz. Evlerin yakın plan cepheleri kör, uzak plan cepheleri açık ve birbirlerini izleyecek konumdadır. Şehrin ortasında bulunan meydana yönelik yollar ve sokaklar tamamen arnavut kaldırımlıdır. Anıt eserlerin avluları ve meydanlar da arnavut kaldırımlıdır. Mevcut taş kaplama tarzı rutubeti en aza indiren, sel sularına karşı dayanıklı ve ağaç köklerinin yeterli su almasına uygun yapıdadır. Safranbolu evinin boyutu ve biçimini belirleyen üç temel unsurdan söz edilebilir: Çok nüfuslu büyük aile yapısı, yağışlı iklim, kültürel ve maddi zenginlik. Bir ailede karı kocanın normal olarak iki ya da üç çocuğu vardır. Erkek evlat evlendirilince ona ayrı bir ev açılmaz, gelin aynı eve getirilir. Amcalar, yengeler, halalar ve torunlarında dahil olduğu aile hep birlikte bir evde yaşarlar. Evin kadınına işlerde yardım etmek amacıyla evlerin çoğunda evlatlık kız bulunur. Evlatlık kız evin kızı gibi görülür. Kalabalık aile yapısının yanında evlerde harem-selamlık ayrımı vardır. Ailelerin sahip olduğu hayvanlar evin zemin katındaki ahırlarda barındırılır. Yağışlı iklim nedeniyle kapalı alan ihtiyacı da fazladır. İnsan ve hayvan yiyecekleri, yakacak odunlar hepsi evin uygun bölümlerinde muhafaza edilirler. İşte tüm bunların sonucu olarak Safranbolu evleri büyük hacimlidir. Doğa-insan-ev; sokak-ev, sokak-çarşı ilişkileri son derece düzenli ve dengelidir. Çevreye olduğu kadar komşuya da saygı egemendir. Hiçbir ev diğerinin görünüşünü engellemez. Evlerin yapımında taş, kerpiç ahşap ve alaturka kiremit kullanılmıştır. Bahçeler sokaktan taş duvarlarla ayrılmıştır. Din ve gelenekler evi dışarıya kapar, bu yüzden ev içi ve bahçeler yüksek duvarlarla ayrılmıştır, pencereler kafeslidir, kadın yabancı erkeğe görünmez. Bazen aynı evin içinde bile, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yaşarlar. Safranbolu´da selamlık ve harem olarak ikiye bölünmüş böyle evler vardır. Hacı Memişler Bağ evinde ve Kaymakamlar Evinde harem ve selamlık girişleri değişik katta iki ayrı sokaktan sağlanmıştır. Aile yaşantısını tedirgin etmeden kolay ulaşılabilen bir odası da selamlık olarak kullanılır. Selamlık odaları biraz daha özenlidir. Evin girişinde zemin katta “hayat” vardır. Bu bölüm eğer taş kaplıysa “taşlık” adını alır. Burada ışık almayı sağlayan ahşap kafes “gliste” mevcuttur. Zemin katlarda ayrıca ahırlar, büyük kazan ocakları ve ambarlar bulunur. Üst katlara ahşap ustalığının üstün örneklerini sergileyen merdivenlerle çıkılır. İkinci kat diğer katlara göre daha basıktır. Bu katta gerektiğinde yatak odası olarak da kullanılabilen bir mutfak bulunur. Gündelik yaşam orta katta geçer. Soğuk kış günlerinde bu katın ısıtılması daha kolay olur. Üçüncü kat evlerde mükemmelliğe varılan noktadır. Bu katta tavanlar daha yüksektir. Odalara sekiz kenarlı bir çokgenden oluşan “sofa”nın daha kısa olan dört çapraz kenarından açılan kapılardan girilir. Odaların giriş kapıları köşelerdedir ve oda ile doğrudan teması kesen özel ahşap paravana düzeni bulunur. Odaların her biri bir çekirdek aileyi ya da bir aile yakının barındırabilecek tüm unsurlara sahip, bağımsız birim olarak tasarlanmıştır. Bu doğrultuda her odada ahşap dolapların (yüklük) içerisinde bugünün duş kabinlerini andıran gusülhaneler mevcuttur. Safranbolu evlerindeki çıkmalar, evin dış görünümünü tek düzelikten kurtarır. Evlerin pencereleri çok özel biçimde tasarlanmış olup dar ve uzuncadır. Ahşap kanatlı pencerelerde ayrıca “muşabak” denilen kafesler bulunur. Evlerde ısınma ocaklarla sağlanır. Ocaktan alınan közler mangala konarak taşınır. Katlar arasında zaman zaman tecrit malzemesi kullanılmış olsa da ahşap evlerde ısının muhafazası güçtür. Bu nedenle prensip mekanın değil insanın ısıtılmasıdır. Soba ise son dönemlerde kullanılmıştır. Aydınlatma aracı gaz yağı lambasıdır. Son zamanlarda “lüks lamba” diye tanımlanan, daha büyük boyutlu ve daha fazla ışık veren lambalar kullanılmıştır. Evlerin bazılarının içlerinde serinlik vermesi ve yangından korunmak amacıyla yapılmış olan havuzlar bulunmaktadır.

Tarihteki Safranbolu

| 0 Yorum


Geçmişten bu güne doğal güzelliğiyle insanları kendine hayran bırakan Safranbolu en eski yerleşim yerlerinden biridir. Yapılan araştırmalara göre Safranbolu’muzun tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanmaktadır. Bu bölgede pek çok uygarlığın izlerini bulmak mümkündür.
Bölgede en eski uygarlık Gasgaslara aittir. Daha sonra sırasıyla Hititler, Kimekler, Lidyalılar, Persler, Kapadokyalılar, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlı gelmektedir. Ve daha ismini bilmediğimiz birçok uygarlık. Bu tarih kokan şehirde sende yerini al ve daha sonra üzülme. Korumanın Başkentine Davetlisiniz…

Safranbolu Neresi (ENGLISH)


Safranbolu which is famous for its historical houses is established by an Ionian Princess. The city and its surroundings has seen many civilizations like Roman, Byzantine, Seljuks and Ottoman. Safranbolu was an important roadhouse on the Kastamonu-Gerede-Istanbul part of the silk road.

Safranbolu was included in the "List of World Heritage" of UNESCO in 1994 and became a world city because of its success in preserving its cultural heritage. Safranbolu has 1008 samples that are being protected in the natural texture as an expression of the historical and cultural wealth. Rock Graves, mounds, Cinci Inn and Turkish Bath, Köprülü Mehmet Pasha Mosque, İzzet Mehmet Pasha Mosque, Yemeniciler Arastası, İncekaya Aquaduct, Houses, Fountains and Tombs are some of the structures that has survived.

Safranbolu has won its first fame for the houses which have a traditional and special architecture. These houses are wonderful architecture specimens that show Turkish society life of 18th and 19th centuries. These splendid houses, which carry the effects of crowded family makeup, economic wealth and local climate properties, are defined as "Five sided architecture" because of their roofs.
Safranbolu houses are buildings with 2-3 floors, 6-8 rooms, bay windows and lots of windows in every room. In these buildings; aesthetical use of stone, unbelievable quality of wood work, ornaments on walls and ceilings, pools inside the houses, stairs and door knockers... All of them are magnificent.

In house settlement neighbourhood was the most important thing people cared. Narrow streets with stone pavements made people closer.

Safranbolu has very interesting natural beauties besides its historical aspect and houses. Saffron plant which can paint a liquid of thousand times heavier to yellow and gave its name to the city; grows in Safranbolu and is very important for the city. The other famous produce of Safranbolu is Çavuş Grape. Safranbolu is besides known with its delight.